Çalışmaları - İzmir Basın Toplantısı 1998 (Uyuşturu)

Medyamızın çok kıymetli mensupları,

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selâmlıyorum. Hoş geldiniz, sofalar getirdiniz. Bugün 1 Ağustos 1998 Cumartesi, İzmir'deyiz. Millî Gençlik Vakfımızın aylık 'Bölge Sorumluları ve Şube Başkanları Toplantısını icra ediyoruz. Hayırlı olsun.

Millî Gençlik Vakfımız her vesile ile ifade ettiğimiz üzere:

- Türkiye'mizin en büyük sivil toplum kuruluşu,

- Dünyanın en büyük gençlik organizasyonu,

- Aziz Milletimizin vakıf medeniyetinin bir eseri olarak dünyanın en büyük hayır kuruluşlarından biridir.

Millî Gençlik Vakfımızın projesi insandır. Muhatap kitlesi gençliktir. Sevdası Türkiye'dir.

MGV bu milletin bağrından çıkmıştır, millî bir kuruluştur. Bu topraklarda hayat bulmuştur, yerli bir kuruluştur. Bir sivil insiyatiftir, bir gönüllü harekettir.

Bizim en önde yürüyen bayrağımız sevgi ve kardeşlik bayrağıdır. MGV, gençliğimizin birlik, beraberlik ve kardeşliğinin biricik teminatıdır.

MGV, bütün insanlığın yararına hayrı ikame etmek, iyi, doğru, faydalı ve adil olanı hakim kılmak için vardır.

23 yıllık hizmet tarihimizde hep bu misyon için var olduk, bütün kadrolarımız "bir insanı kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmaktır." inancıyla gece-gündüz çalıştılar. 6 Eylül 1997 tarihli Genel Kurulumuzdan bu yana da aynı misyona yeni bir vizyonla, aşk ve heyecanla hizmet için hamle üzerine hamleler yaparak çalışılmaktadır.

Bu cümleden olarak bazı temel meseleleri ve gündemdeki konularla ilgili görüşlerimizi kamuoyuna açıklamak gayesiyle ve de siz kıymetli medya mensubu kardeşlerimizin iştirakiyle Ağustos Ayı basın toplantımızı düzenliyoruz.

Bu basın toplantımızda sizlere gençliğimizin temel meseleleri olarak gördüğümüz üç konu ve halen ülkemiz gündeminde yoğun olarak tartışılan bir güncel konu olmak üzere dört başlık halinde görüşlerimizi takdim edeceğiz:

a. Madde bağımlılığı

b. Alkol bağımlılığı

c. İntiharlar

d. Genel af

a. Madde bağımlılığı

Bugün dünya gündemindeki başlıca meselelerden biri, belki de birincisi madde bağımlılığıdır. Uyuşturucu madde bağımlılığı topyekün insanlığı tehdit eden bir büyük iptiladır. insanın maddî ve manevî varlığını tahrip eden bir büyük felâkettir. Üzülerek görmekteyiz ki dünya uyuşturucu grafiği hızla yükselirken, ülkemizde bu trend daha büyük hızla yükselmektedir. Basın toplantımız aynı zamanda ilmi bir çalışmadır. Bu vesileyle önce uyuşturucu maddeler hakkında bir özet bilgi arz etmek istiyoruz.

Tabiî kaynaklı (doğal) veya kimyasal kaynaklı (sentetik) olarak iki ana grupta mütalâa edilen uyuşturucular türlerine göre 5'li bir sınıflandırmaya tabidir.

1. Narkotikler (Afyon ve türevleri)

a. Afyon

b. Morfin

c. Eroin

d. Kodein

e. Methadon

2. Esrar ve esrar grubu

a. Hint keneviri

b. Esrar reçinesi

c. Sıvı esrar

3. Stimulantlar (Uyarıcılar)

a. Amf etamin

b. Kokain

c. Crack

d. Ice (ölüm buzu)

4. Depresyon vericiler

a. Barbitüratlar

b. Trankilizanlar

c. Methaqualone

5. Halusinojenler (Hayal ve vehim oluşturucular)

a. LSD

b. Inhalants (Solukla çekilen uyuşturucular)

c. PCP (Phancylidine)

d. Extacy

AFYON: Doğal uyuşturucu. Haşhaş kapsüllerinden elde edilir. Çabuk ve şiddetli bağımlılık yaparak, müptelâsını esir eder. Ağızda çiğneyerek, yutarak, sigara ile veya damardan enjekte şeklinde kullanılır. Bağımlısı tam bir hasta, yaşayan bir ölü gibidir.

MORFİN: Sentetik. Afyondan on kat daha güçlü ölümcül bir bağımlılık yapar. Ağızdan veya deri altına zerk edilerek kullanılır. Sinir merkezlerini felç eder.

EROİN: Sentetik. Asetik asit Anhidrit'in baz morfin ile damıtılmasından elde edilir. Morfinden 5 kat daha tesirli. Buruna çekilerek, deri altına zerk edilerek kullanılır, l gr eroin beyinde 1 milyon hücreyi yok edecek güçte. Ani komalara ve şuur kaybına sebebiyet veriyor.

ESRAR: Doğal uyuşturucu. Kenevirden elde edilir. İnce elekten çıkana HAŞlŞ, ikinci kalite olana MARlUHANA denir. Esrar, uyuşturucuların ilk basamağıdır. Sigara, pipo veya nargile tütünle karıştırılarak kullanılır. Şiddetli bir beyin ve zekâ zehridir.

KOKAİN: Doğal uyuşturucu. Koka bitkisinin yapraklarından elde edilir. Yaygın kullanılan ve en tehlikeli bağımlılık maddelerinden biridir. Buruna çekerek, tablet olarak ağızdan veya sıvı olarak damara zerk edilerek kullanılır. Hücre öldürücüdür. Sinir sistemini çökertir.

LSD: Liserjik asit di etilamid. Sentetik. Çavdar bitkisi üzerinde oluşan parazit ve mantarlardan elde edilir. Kokainden 100 kat daha güçlü. 20'den fazla çeşidi var, ağızdan veya enjekte yoluyla kullanılır. Suda eriyebilen, kokusuz, tatsız, parlak ve mavimsi bir zehirdir. Aklî ve zihnî bozukluklar, çıldırma ve intiharlara kadar götüren çok tehlikeli bir madde.

INHALANTS: Uçucular - çözücüler. Sentetik. Bally, tiner, benzin, naftalin, bütan gazı, sprey boya, havagazı gibi maddelerdir. Sarhoşluk, dengesizlik, solunum felci, zihnî ve aklî arızalar, felç, koma vs. etkileri vardır.

EXTACY: Sentetik. Eroin, kokain ve diğer zehirli kimyasalların karışımı bir ölüm hapı. Müthiş enerji patlaması yapan, çok ağır bir uyuşturucu. Sosyete malı. Kısırlık, felç, yüksek ateş, akciğer - böbrek tahribatı vs. etkileri vardır.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Programı tarafından yayınlanan Dünya Uyuşturucu Raporunda, Dünyada sayıları 200 milyonun üzerinde insanın uyuşturucu kullandığı, afyon üretiminin 11985'ten bu yana % 700 arttığı ve 1996 yılı itibariyle haşhaş ekimi yapılan alanların yaklaşık 300 bin hektar civarında olduğu belirtilmiştir. Sentetik uyuşturucuların üretimi de paralel olarak hızla artmaktadır. Uyuşturucu meselesi emperyalizmin ve sömürgeci güçlerin en büyük politika vasıtası ve kara para kaynağıdır. Özellikle genç kitleleri uyuşturucu kültürü ile dejenere ederek, daha sonra öldürücü alışkanlıklarla imha etmekte hiçbir beis görmeyen emperyalist aktörler, uluslararası mafyalar vasıtasıyla insanlık alemine karşı bir büyük savaşı yürütmektedirler. Bu kirli güçlerin uyuşturucudan elde ettikleri bir yıllık kazanç 500.milyar doların üzerindedir. Bu miktar BM'ye üye ülkelerden üçte ikisinin toplam gayri safi millî hasılasına eşittir.

Hepimizi derinden üzen ve yaralayan bir husus ta özellikle 90'lı yıllarda Avrupa ülkelerinin sıkı tedbirler almasından sonra, pazar payları azalan uluslararası uyuşturucu tacirlerinin gözlerini ülkemizin en kıymetli varlığı olan gençlerimize dikmiş olmalarıdır. Gençliğimiz büyük bir tehdit altındadır. Madde bağımlılığı bir kâbus gibi gençliğimizin üzerine çökmüştür, işte rakamlar, işte istatistikler, işte geliyorum diyen bir büyük felaketin acı siren çığlıkları."

Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye'de son 17yılda ele geçirilen uyuşturucunun üçte ikisi son beş yılda ele geçirilmiştir.

Türkiye Yeşilay Demeği tarafından "UYUŞTURUCU GERÇEĞİ" adlı araştırma kitapçığında madde bağımlılığında riskli dönemin 13-15 yaş arası olduğu ifade edilmekte ve ülkemizde bağımlı sayısının ABD ve Avrupa ülkelerinden daha hızlı bir şekilde arttığı belirtilmektedir.

İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğünün 750 denek üzerinde gerçekleştirdiği araştırma verilerine göre özellikle ortaokul ve lise öğrenimi gören genç kuşağın yoğun bir uyuşturucu tehdidi altında olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya göre bağımlıların yaklaşık dörtte birini 16-25 yaş arası gençler teşkil etmektedir.

Sağlık Bakanlığı, AMATEM ve UMATEM araştırma sonuçlarını açıklayan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi doktorlarından Sema AYTAÇ, 1997 yılında U yaşın altında 11 kız, 80 erkek çocuğun AMATEM'de tedavi gördüğünü ifade etmiştir. Rapor neticelerine göre 1993-1997 yılları arasında yaşı 11'den küçük 32 kız ve 377 erkek çocuk tedavi edilmiştir.

Sağlık Bakanlığının i9xP5yılında 7 ilde gerçekleştirdiği araştırma neticelerinde ise, öğrencilerin % 53'ünün esrarı denediği/% 22'sinin ara sıra kullandığı, % 8,5'inin sürekli esrar kullandığı, % 10'unun eroini denediği ve % 4'ünün sürekli eroin kullandığı tespit edilmiştir.

b. Alkol bağımlılığı

Kullanımı çok daha yaygın ve yasal olmakla birlikte aslen alkol uyuşturucu sınıfı içinde sayılmaktadır.

DİE araştırmalarına göre Türkiye'de günde 2,5 milyon litre alkollü içki tüketilmektedir. Halen ülkemizde 4 milyon alkolik, 13 milyon alkol kullanıcısı bulunmakta olup, yıllık tüketim takriben l milyar litre civarındadır. 1939 Yılından günümüze kadar alkollü içki tüketiminde U misli artış görülmüştür.

AMATEM yetkilileri "her yıl l milyon gencin içkiyle tanıştığını" belirtmişlerdir.

İzmir'de 12.781 öğrenci üzerinde yapılan bir araştırmada %27 oranında alkol kullanımı tespit edilmiştir.

Ülkemizde işlenen suçların % 66'sı, trafik kazalarının ise % 61'i alkolden kaynaklanmaktadır.

Dünya Sağlık Teşkilâtı'nın (WHO) aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 30 ülkeyi kapsayan son araştırma raporunda:

Cinayetlerin % 85 inin,

Tecavüzlerin % 50 sinin,

Şiddet olaylarının % 50 sinin,

Trafik kazalarının % 60 ının,

Eş dövmenin % 70 inin,

İşe gitmemenin % 60ının,

Akıl hastalıklarının % 40 ının,

alkolden kaynaklandığı belirtilmiştir.

İntiharlar özellikle son olarak Ataköy'de iki genç evlâdımızın el ele tutuşarak ve "Buraya alt değiliz* mesajı ile ölüme yürümeleri neticesinde önemli bir gündemi teşkil etmiştir.

DİE, 1987 ve 1997 yılları arasındaki intihar olaylarını istatistik olarak yayınlamıştır. Buna göre 10 yılda intiharların % 100 arttığı görülmektedir.

1987 - 1098

1988 - 1099

1989 - 1172

1990 - 1357

1991- 1228

1992 - 1167

1993 - 1229

1994 - 1536

1995 - 1460

1996 - 1815

Madde bağımlılığı ve alkol bağımlılığının ulaştığı ürkütücü boyutları ve onların tabiî neticesi olarak intiharların artışını tespit etmiş olmamız ve buraya kadar telâffuz ettiğimiz tüm gerçekler ancak sorumluluğumuzu artırır, gençliğimizin kurtuluşu için gece-gündüz çalışmamız gerektiği şuurunu idrak vesilesi olur.

Cumhuriyetimizin 75. yılını idrak ediyoruz. ' Cumhuriyetimiz gençlere emanet edilmiştir.

İstiklâl Savaşımızın Başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa Gençliğe Hitabesinde İstiklâl ve Cumhuriyetimizin korunmasının ve yüceltilmesinin gençliğimizin birinci vazifesi olduğunu ifade etmiştir.

Cumhuriyetimiz ruhen, bedenen, ilmen, fikren, zihnen sıhhatli ve olgun nesillerle yücelecektir.

Gençliğimize sahip çıkılması manevî mesuliyetimizin, insanî mesuliyetimizin, vicdanî mesuliyetimizin icabı ve aynı zamanda anayasal bir görevdir. Anayasanın başlangıç hükümleri ve bir çok maddeleri bu hususa işaret etmektedir.

Bu şuur ve anlayıştan hareketle acilen yapılması gerekenler:

1. Dinî değerlere, moral değerlere dönüş. Yaratılış gayesini müdrik nesiller yetiştirmek.

2. Aileye dönüş. Ailenin korunması. Anne-babaların eğitimi.

3. Uyuşturucu ile mücadele konusunda bir organizasyon ve program.

4. Milli Eğitim ders müfredatında yapılacak düzenlemeler.

5. TV ve özel televizyonlarda yapılacak programlar.

6. Organize suçlarla ilgili kanunların çıkarılması ve mücadele kararlılığı.

7. Gelir dağılımındaki adaletsizliklerin giderilmesi, ekonomik refah.

8. Rehabilite çalışmaları, pedagojik yaklaşımlar, şefkat.

9. TV'lerde şiddeti özendirici neşriyatın yasaklanması, medyatik intihar haberlerine rağbet edilmemesi.

10. Devletin kamu görevi yükünü paylaşan sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi.

Hükümet ortağı partilerin bir genel af çıkarılması konusunda prensip anlaşmasına varmalarından sonra konu kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılmaktadır.

Halen ülkemizde 37.882'si hükümlü, 25.509'u tutuklu olmak üzere 63.391 kişi cezaevinde bulunmaktadır.
Af konusu, cezaevindeki hükümlü ve tutukluları, yakınlarını ve onların işlediği suçlardan mağdur olanları birinci derecede ilgilendirmektedir.

Aslen ciddi bir altyapı çalışması yapılmadan telâffuz edilmemesi gereken bir konunun bütün sıcaklığıyla gündeme yerleşmesinden sonra, af kanunu ve içeriği tartışma ve müzakerelerle tekamül edecektir. Konunun hassasiyeti bu sürecin kısa tutulmasını gerektirmektedir.

Bugün itibariyle kamuoyunda öne çıkan görüşleri şu şekilde özetlemek mümkündür.

Affı savunanlar

1. Toplumsal barış ortamına gidilmesi.

2. Cezaevindeki insanların ailelerinin geçim sıkıntısından kurtulması.

3. Devletin tasarruf sağlaması.

4. İnsanilik yaklaşımı.

5. Suçlunun yeniden topluma kazandırılması.

6. Hapishane koşullarının ülkemizde ayrı bir ceza ve işkence koşulları olması.

7. Yargı sistemindeki tıkanıklıktan kaynaklanan hataların giderilmesi.

8. Türkiye'de özel mahkemelerde, olağan yargılama dışında verilmiş cezaların varlığı.

9. Gözaltı sürelerinin uzun olması ve işkence ile alınan ifadelerin sanık aleyhine delil sayılması.

Affa karşı çıkanlar

1. Cezaların caydırıcı etkisi ortadan kalkar, suç teşvik edilmiş olur.

2. Kamu vicdanının rahatlaması için cezalar uygulanmalıdır.

3. Kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırıdır.

4. Kasta mahsus suç işlemiş insanları af bir şey getirmez.

5. Af yetkisi mağdurların veya meşru varislerindir.

6. Af terörü olur.

7. Adalete güven zedelenir.

8. İhkak-ı hak gündeme gelir.

9. Mağdurları bir kez daha mağdur eder.

Genel afla ilgili olarak tarafların öne çıkan görüşlerinin yanında, çeşitli mülâhazalarla belli suçluların istisna tutularak kısmî af çıkarılmasını destekleyen görüşler de mevcuttur.

Türkiye'mizin en büyük sivil toplum kuruluşu olarak af konusundaki görüşlerimizi ilke olarak arz ederek basın toplantımızı kapatmak istiyorum:

1. Düşünce suç olmaktan çıkarılmalıdır. Terör ve şiddet olaylarına karışmamış düşünce suçluları her halükârda affedilmelidir. Bu konuda gerekil anayasa ve yasa değişiklikleri ivedilikle yapılmalıdır.

2. Suç ve suçlu üreten şartların ıslahı ve bataklıkların kurutulması bir millî siyaset projesi olarak benimsenmelidir.

3. insanlığa karşı en büyük savaşı yürüten uyuşturucu tacirleri her halükârda af kapsamı dışında tutulmalıdır.

4. Cana karşı işlenen suçların affında diyet ve/Veya rıza müessesesi işletilmelidir.

Adnan DEMİRTÜRK

MGV Genel Başkanı