Ya Bizler Adnan Ağabey (Mustafa Yıldız - Millî Gazete / 22 Mayıs 1999)

Biliyor musun Adnan Abi; Pazartesi günü seni uğurlamaya geldim. Sana son görevimi yapmak için Vakfıkebir’e geldim. Vakfıkebir (MGV)’nin güzel Genel Başkanı Vakfıkebir’de Hakka uğurlamak için gelmiştim. Senin gülyüzünü gördüğümde farklı birşeyler görüyordum. Sen gülüyordun. Herkes ölümden korkar, ölüme korkarak gider. Ama sen gülüyordun. Niye gülüyordun Adnan abi neye gülüyordun. Rabbine mi gülüyordun Adnan abi, yoksa seni bizden alıp sevgiline götürmeye gelen meleklere mi gülüyordun. Yarabbi senin huzuruna kanlı gömleğimle gelmeyi nasip eyle dediğin dualarının kabul edilmesine mi, köşe bucak dolaşarak insanlara Hakkı anlatmak, gençliği kurtarmak için gittiğin yerlerde, gözlerinin içine ümitle, güvenle ama heybetle bakan gençliğe mi, yoksa rehber edindiğin, örnek aldığın insanlara bir hoşçakalın mı idi.

Şehadetin güzelliğini mi, anlatıyordun korkak Müslümanlara. Nurlu yüzünden asla eksik olmayan güzel tebessümün son bir kesiti miydi? Yoksa bizlere bir davet miydi, şehadete teşvik mi? Hiç durmadan bıkmadan, usanmadan çalıştığın o gençliğin o vefayı göstermesine, elhamdülillah çalışmalarımız meyve veriyor dercesine bir gülüş mü? Yoksa kafirlere bir meydan okuma mıydı?

Sizlerin yaptıkları nafile ey zalimler, bizler Hakk‘a teslim oldukça özgürleşenleriz sözünün özü müydü? Neydi Adnan abi seni güldüren sebep. Yoksa orada Hz. Hamza, Seyyid Kutup, Metin Yüksel ve diğer şehidlerle beraber miydin? Yoksa sevgilini mi görmüştün? Şehadet şerbetini içerken küfrün bir kez daha yok oluşunu mu seyrediyordun? Yoksa seni Allah’ın Rasûlü mü karşılamıştı? Ne olur bunu bizlere birisi anlatsın. Şehadeti anlatsın. Şehid olanların güldüğü, yaşayanların ağladığı dünyada, boşa yaşamanın anlamını anlatsın. Sen sınavını geçtin. Sen çok sevdiğin Rabb’ine koşarak gittin. O’na kanlı gömleğinle, her damlasında binlerce kafirin boğulduğu kanınla gittin. Ya bizler...

Ne olur Adnan abi bizi bırakma. O güzel gülüşünle, tatlı tebessümünle, bizlere her zaman destek ol. Nurlu ellerinle okşadığın bu gençliği, Adnan abisiz bırakma. Bizim üzerimizden nurlu ellerini çekme ne olur. Çekme ki bu davaya canını verecek binlerce filizin sizin kanlarınızla sulanan kökü kurumasın. Yeni yeni filizler yetişsin, büyüsün, çiçek açsın. “Üzülmeyin, gevşemeyin eğer inanıyorsanız üstün gelecekler ancak sizlersiniz” ayetini bizlere hatırlatacak binlerce Adnan’lar yetişsin. Yolun açık olsun Adnan abimiz bizlerden Rabbimize selam söyle. Allah Rasûlü’ne selam söyle, diğer bütün şehidlere selam olsun. Talha ve Zahid kardeşlerimizle hiç ayrılma. Sizler dünyada da birdiniz, ahirette de beraber olursunuz inşaallah. Hakk’a beraber yürüyün ve Rabbimiz’e bizden kanlı gömleğimizle gitmemiz için dua edin. Bekleyin bizleri sevgili şehidlerimiz.

Mustafa Yıldız

22.05.1999 / Millî Gazete